Neredesiniz :// Hipnoz // SOSYAL FOBİ TEDAVİSİ ve HİPNOZ

SOSYAL FOBİ TEDAVİSİ ve HİPNOZ
SOSYAL FOBİ NEDİR ?

Kişi başkaları tarafından kabul görmeyeceğinden , davranışlarının onaylanmayacağından ,alay edileceğinden ,beğenilmemekten , eleştirilmekten , rezil olmaktan ve diğer kişiyi üzebilecek davranış ve duygular ile karşılaşabileceğinden korkar.            Fobi öğrenilmiş dışsal bir korkudur .Sosyal fobi tek basına bir korku olarak ele alınamaz  panik atak benzeri anksiyete atakları (kalp atımız hızlanması ,bulantı ,baş dönmesi,terleme,ürperme,mide kasılma ve bulantıları vs) eşlik eder.Kimi zamanda sadece rahatsızlık kendini geri çekme davranışı şeklinde kendini gösterir.Kişinin sosyal yaşam içindeki ilişkilerini ,başarısını , evliliğini, iş yaşamını etkiler ve sekteye uğratır.Çekingenlik,sıkılganlık içine kapalılık olarak  adlandırılan durumun ilerlemesi ,rahatsız edici ve kişinin hayatını etkileyen bir hale gelmesi sonucu artık bir sosyal fobi oluştuğunu söyleyebiliriz.Diğer fobi türlerinde olduğu gibi kişi korkularından kurtulması gerektiğini bunların anlamsız olduğunu bilmesine rağmen üstesinden gelemez ya da üstesinden gelmekte ve rahatlamakta zorlanır.Anksiyete bozuklukları içerisinde sınıflandırılır. Bunun sebebi tehdit hissinin yaşama yönelik değil de benliğe yönelik olmasıdır.Benlik kendini koruyabilmek için savunma sistemlerini harekete geçirir .Fiziksel ve davranışsal olarak harekete geçen savunma mekanizmaları ortaya anksiyete ve davranış bozukluklarını ortaya çıkarır.                    Elinde olmadan yapabileceği kötü davranışlar olabileceği ve bunlar neticesinde kötü durumlarda kalacağı gibi bir inanışa sahip olabilir.Sosyal fobiye obsesyonlar, panik atak  da eşlik edebilir.       Sosyal fobili kişide ölüm korkusu , saldırıya , kapkaça uğrama  korkusu gibi somutlaştırılabilmiş öğrenilmiş korkularda olabilir.Bunların ileri boyutlara ulaşması halisinasyon ve paronaya çevirmesi durumunda bunu sosyal fobi değil kişilik bozuklukları sınıfında ele almak gerekmektedir.
Sosyal fobi titiz mükemmeliyetçi bir yapıya sahip kişilerde daha çok rastlanır.Yaptığı hataları gözünde fazla büyütür,kendi eksiklikleri üzerine odaklanır,başkalarının da bunlara aynı miktarda dikkat ettiğini düşünür,içene kapanık kendine dönük iç gözleme meyilli kişilerdir fikirlerini düşünceleri açıkça ifade etmekten kaçınır eleştirilmek küçük duruma düşmekten korkarlar.       Rahatsızlık sosyal ortamlar ile ilgilidir.Yalnızken herhangi bir sorun yoktur.       Belli durumlara belli çevrelere belli gruplara göre sosyal fobi gelişebilir.Örneğin:Yalnızca karşı cinsin bulunduğu ortamlar da, topluluk önünde konuşma da,halka açık yerlerde tuvalete gitme de , Pazar yerleri alışveriş merkezlerinde,iş yaşamında,daha kariyerli rütbeli ya da idareci konumdaki insanların karsısında olabilir.       Bu sorunu yaşayan kişinin ilk olarak sorunun farkına varması önemlidir.Bu sorunun sadece kendisinde olmadığı oldukça yaygın bir sorun olduğunu bilmesi gereklidir.Pek çok insanda değişik seviyelerde bulunmaktadır.Bir kişi arkadaş çevresi ve sosyal yaşantısında aktif iken iş yaşamında sosyal fobi yaşıyor olabilir.Bunun korkulacak ,ezik hissedilecek ve   sadece kendisine özgü bir sorun  olmadığını bilmesinde fayda bulunmaktadır.Sorunu yaşayan kişinin çözümü yine kendi içindedir.Bunu kabullenmek çözmeyi istemek, bunun için gayret göstermek sorunun aşılmasında temel etkendir.Kişi öncelikle kendi potansiyelinin farkına varmalı , kendine güvenmeli kendini kabullenip hata yapmışsa ya da yapıyorsa bile affetmesini bilmelidir.       Temel inanç yargı bakış açılarını, geçmişte yaşanmış olumsuz tecrübeleri ve bunların yorumlarını ve anlamlarını değiştirmek gereklidir. Anne baba  aile büyükleri gibi yakınların çocukluk gelişiminin  ilk çağlarında başlayan dönemlerindeki çocuğa olan yaklaşımları ,baskı yüksek beklenti mükemmeliyetçilik, gerekli gereksiz eleştiri uyarı ve yasaklamalar, bilincine varılmasa da  ilerleyen yaşlarda bilinçli zihne çıkarak kendini sosyal fobi olarak göstermektedir.
Örneğin ;     ” evden uzaklaşma yabancılarla konuşma seni alır kaçırırlar bir daha bizi hiç görmezsin.” Kalıbı çocuğa yasadığı yaş evresinde derin tesir etmiş ve daha sonra bilinç düzeyinde unutulmuştur ama bilinçaltı unutmaz.   ” beni başkalarının yanında rezil ediyorsun” kalıbı benim davranışların yanlış ben sevdiklerimi ve kendimi toplum içinde küçük düşürüyorum  mesajı ile bilinçaltına alınabilir .  ”sen pısırık bir adamsın bir zam alamadın patronunla konuşamadın oğlunun da huyları aynı sen ” ifadesi ben babama benziyorum huylarım aynı, aynı genetiğe sahibim yorumu bilinçaltında babayı olumsuz davranış algılamasıyla kopyalamak olacaktır. Aslında olmadığı bir şeyi hissedecek yaşayacak ve bundan dolayı duyduğu kaygıyı tüm iş yaşamına taşıyarak risk almaktan kaçınacaktır.      Aslında sevgi adına korumak adına ya da farkında olmadan çocukken bizim yaptıklarımız ve büyüklerimizin bizlere yaptıkları bazı şeylerin olumlu ya da olumsuz tohumlarını bilinçaltımıza serpmektedir.       Aile içerisinde benzer sorun yaşayan insanlarda 3 kat daha fazla görülmesinin de bundan kaynaklanması doğaldır.       Mükemmeliyetçilik de önemli bir etken demiştik çoğu kişi bunu kendi genlerinden getirirler, hata yapmak bu kişiler için kabul edilemez bir şeydir. Aslında hata yapmanın doğallığını yapılan her hatanın çok iyi birer öğretmen ve tecrübe olduğun farkına varmaları ,ütopik mükemmeliyetçilikten uzaklaşarak olabildiğince iyi yapmak ,elinden gelenin iyisini yapmak ve bununla mutlu olmayı öğrenmek zorundadır.Hatasını ve hatasıyla kendini sevebilmelidir.       Özgüven , kendinizle barışmak ,kendinizi kabul etmek ,hatalarınızı sevmek,dış gözlem, özsaygı özelliklerinizi geliştirmek ve kullanmak önemlidir.      Hayalinizde rahatsız olduğunuz ortamlara her seferinde  kademeli olarak bir adım daha ileri gittiğinizin hayalini kurarak.Başka insanları gözlemleyip rahatsız olduğunuz davranışların normal olduğunu ve normal karşılandığının farkına vararak ilk adımlarınız atmaya başlamış olursunuz.
Sosyal Fobi belirgin özellikleri nelerdir?            Belirtiler sosyal ortamlarda ya da bu ortamlar hayal edildiğinde ya da düşünüldüğünde ortaya çıkar.Yalnız kalındığında her şey tamamen normaldir.             Utangaçlık            Konuşmalarda tutukluk,kekeleme ya da kendini ifade edememe            Sosyal ortamlardan uzaklaşma            Yüz kızarması            Ellerde ayaklarda ya da vücudun başka bölgelerinde terleme            Ağızda kuruma,yutkunma güçlüğü            Nefes darlığı            Çarpıntı             Aşırı heyecan duyma            Panikleme zihnin bulanıklaşması            Bahaneler yaratma ve ortamlardan uzaklaşma            Göz göze gelememek için çaba sarf etme            Tartışma ortamlarına girmeme uzak durma ya da gerçek fikrini belirtmekten kaçınma            Bağımlılık geliştirme (alkol sigara vb)bunların verdiği rahatlığa güvenerek destek alma            Tedirginlik            Rahat olamama             Kaslarda gerginlik             Huzursuzluk ve mutsuzluk hissi            Toplum içinde telefon ile konuşmaktan kaçınmak rahatsız olmak            Grup etkiliklerine katılmaktan çekinmek            Birilerinin izlemesinden rahatsızlık duymak            Doğun günleri , cenazeler,evlilik törenleri arkadaş toplantılarından uzak durmak.            Yeni birileri ile tanışmak ya da konuşmak.            Dikkat çekmekten kaçınmak            Kendisine sorular sorulmasından rahatsızlık hissetmek.            Defolu bir malı iade etmekten çekinmek            Uğranılan haksızlığa tepki vermekten çekinmek             Kusursuz olma istediği kendini gözlemleme            Kendini ve davranışlarını göden geçirme eleştirme            Öz güven yetersizliği            Ve daha pek çok şeyi sıralayabiliriz.
Sosyal Fobi hakkında bilmememiz gerekenler nelerdir?-genellikle 13-24 yaşlarında başlar.-aşırı disiplinli aile yapıları ya da ebeveynlerin  tutumları etkili nedenlerdir.-genetik nedeni bulunmamasına rağmen aile içerinde görerek öğrenmeden dolayı diğer gruplara oranla 3 kat daha fazla görülmektedir.-sosyal fobide zamandan yardım beklemek hata olur asla zamana bırakarak çözmeniz mümkün değildir.-yapılan araştırmalar fobi rahatsızlığı bulunan insanların %10-30 arasında oranlarda  olduğunu belirtmektedir.Sosyal fobinin ise ABD de %2-3 oranında olduğu tahmin edilmektedir, ancak ben bu oranın biraz daha düşük tutulduğunu ya da farkında olunmayan sosyal fobi vakaları da katıldığın oldukça yüksek bir oranda olacağı düşüncesindeyim.-Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir.Ancak erkeklerin tedavi için daha çok müracaat etmeleri ilginçtir.-sosyal fobilerin beraberinde görülebilen sorunlar -panik bozukluk,obsesif kompulsif bozukluk,somatoform bozukluklar,depresif bozukluklar-alkol ve madde kullanımı-çekingenlik bozukluğu-kişi korkusunun anlamsız olduğunu bilir.-yatkınlık ve benzer anksiyeteler oluşturması açısından panik atak biçimini alabilir.-tanı için 18 yaş altındaki kişilerde en az 6 ay devam etmelidir. Çözüme nasıl bir yöntem ile ulaşabiliriz?
Hipnoterapi  ,Bilişsel Terapiler, Davranışçı Terapiler ,Varoluşçu Terapiler, yaş regresyonu bilinçaltı yöntemleri yoğunlukta olmak üzere yapılan terapi çalışmaları sonucu ortalama 4-6 seans sonunda çözüme ulaşılır.İlgili yöntemlerin uygun şekillerde  ve doğru oranlarda kullanmak suretiyle sorunun çözümü kesin ve kalıcı olarak sağlanır.            Danışanın isteğine ve psikoterapistin tespitine göre başka rahatsızlıklarında eşlik ettiği tespit edilir ise  Psikiyatır ile görüşerek ilaçla desteklenmesi istenebilir.             Sosyal fobi ya da çekingenlik bir kişilik bozukluğu değildir. Yani tek başına ilaç tedavisi ile sonuç alınamaz.Ancak bu anksiyete yoğun biçimde hissedilmesi ,beraberinde ağır içe kapalı depresyon yaşanması veya  panik atağa yakınlık göstermesi nedeniyle yarattığı rahatsızlıklar ve rahatlayamama durumunda ,sıkıntılarını gidermek terapiye yardımcı olmak açısından psikiatrik ilaç desteği kullanılabilir.Tek başına ilaç tedavisi alkol ve rahatlatıcı maddeler ile kesin sonuca ulaşmak ve kökten çözmek mümkün değildir. Kullanıldığı anda geçici rahatlama sağlamasına karşın  etkisi geçtikten sonra kökünden çözülmeyen sorun tekrar aynı şekilde devam etmektedir.

 

Yorumlara Kapali;

Copyright © 2011 Antalya Psikoterapi | Psikoterapist | Hipnoz | Psikiyatrist. Tüm hakkı saklıdır.