Neredesiniz :// Nesne İlişkileri // Nesne İlişkileri

Nesne ilişkileri ekolü çocuğun hayatında önemli nesnelerle olan ilişkilerini  ,bu ilişkiler esnasında yaşadıkları dram ve hayal kırıklıklarını inceler ve geçmişteki “sorunlu ya da başarısız  nesne  ilişkilerinin” bireyi başarısız olanların üzerinde yeniden “hakimiyet (mastery) –başarı kazanana ” kadar onları temsil eden yeni nesnelere yansıtılarak devam ettirildiği üzerinde durur.

 

Psikanalizde nesne tabirini ilk kullanan Freud’dur. Bu tabirle çocuğun içgüdüsel enerjisini yansıttığı dış dünyanın varlıkları kastedilmektedir.Egonun ilk durumu tüm hazzın kendisinde toplandığı bir “haz egosu” durumudur.Sonra Libido egodan  dış dünyanın nesnelerine yatırılarak bu primer narsistik durum sona erdirilir.Ancak bir engellenme sonucu dış dünyadan libidinal enerji geri çekilmek durumunda kalırsa sekonder narsizm denilen narsistik tablo ortaya çıkar ki bu tür bir durumun söz konusu olduğu “narsistik kişilik bozukluğu”  nesne ilişkileri teorisinin en çok ilgilendiği ruhsal rahatsızlıklardan birisidir. Nesne ilişkileri kuramı Freud’un“özdeşleşme””introjeksiyon-içe alma” ve “aktarım” fikirlerinden doğmuştur.

 

Freud,ego’nun id’e karşı, ancak kendisini bir sevgi nesnesi olarak sunması ve libido ile dolması halinde Eros’un bir temsilcisi haline gelebileceğini söyler.O halde,  ego id tarafından dış dünyaya yöneltilen libidinal yatırımları kendisine çekmek üzere, dış nesnelerin içsel bir temsilcisini oluşturmalı, başka bir deyişle  “özdeşleşmeler” kurma yoluyla id’in sevgisini isteme talebinde  bulmalıdır.Süperego’nun oluşumu da özdeşleşme mekanizmasının bir sonucudur.Odipal dönemin sonunda (oğlan) karşı cinse (anne) olan ensestiöz arzulardan vazgeçerek aynı cinsten (baba) ebeveyn ile özdeşleşme sonucu gerçekleşir.
İntrojeksiyon ise Sevilen veya nefret edilen objelerin kısmi veya bütün olarak içe alınmasıdır. Freud “Yas ve Melankoli” eserinde özdeşleşmenin depresyonun oluşum mekanizması içindeki yerini göstermiştir.Kaybedilmeye tahammül edilemeyen ama bir şekilde (ayrılık,ölüm sebebiyle)  kaybedilen nesne ego’nun içine alınarak (introjeksiyon) korunur.
Freud’un büyük başarısı hasta ile terapistin etkileşim sürecinde ortaya çıkan ve hastanın geçmişinden kaynaklanan önemli çatışmaların terapi ortamında canlanması anlamına gelenaktarım olgusunu ortaya koymasıdır. Hastanın tedavi sürecinde terapistle kurduğu ilişki biçimi ve duygulanımı özgün olmayıp, geçmişindeki önemli figürlerle olan ilişkilerinin ve duygulanımlarının  izlerini taşır. Hasta terapist ile kurduğu ilişki üzerinden babası, annesi, kardeşleri ve önemli öteki figürlerle ilişkilerinin benzerini yaşamaya başlar.Olumlu aktarım gerçekleşirse hasta terapistten önemli figürlerden beklediği sevgiyi ve ilgiyi arayacaktır.Böyle bir hasta uyumlu,destek arayan ve terapisti duygusal olarak olumlu etkileyen türde bir hastadır.Olumsuz aktarım gerçekleşirse hasta terapistini eleştirir,yargılar ve terapist üzerinde olumsuz ,rahatsız edici bir etki bırakır.
İşte bu olgular nesne ilişkileri ekolünün Freud’un attığı “özdeşleşme- introjeksiyon ve aktarım kavramlarına” dayanan temel üzerinde kendi bakış açılarını yansıtan bir okul geliştirmelerine izin vermiştir.

Nesne ilişkileri ekolü anayol psikanalizin dürtü-savunma ekolünün getirdiği argümanlara karşı değildir,aksine onlara pek çok açıdan katılır.Nesne ilişkileri içgüdülerin harekete geçmesi sonucu libidonun ve agresyonun nesneye yansıtılması ile başlamıştır.Ancak nesnelerle birlikte süren yaşantı pek çok doyum ve doyumsuzluk getirmiş ve bu esnada pek çok değişik duyguya neden olmuştur.Bu duygular son zamanlarda “psiko-nöro-biyolojinin” işaret ettiği gibi sinir siteminde kaydedilen ve ileride benzeri yaşantı durumlarında ortaya çıkan “nörokimyasal işaretlerin ekspresyonlarıdır (tezahürleridir-dışavurumlarıdır). O halde Kernberg’in “affect/duygu durumu”dediği bu duygusal durumların “orijinal izleri  ve onun dışavurumlarının” nesne ilişkilerinde özel bir önemleri bulunur. Bu izler açıktır ki nesneler  ile bir sonraki ilişkiyi belirleyici özelliktedir.

Nesne ilişkileri ekolü ,başlangıçta bazı nesnelerin “iyi veya kötü” olarak değerlendirilerek prototiplerinin ortaya konulduğunu ve geçen zamanla birlikte bu nesneleri temsil eden döneme ait “ikameler”  ile bu tarzda ilişki kurulduğunu söyler.Psikanalist “nesne ilişkileri ekolü” bakımından terapi sürecine baktığında hastanın “adına konuştuğu nesnenin kim olduğunu” ve hangi konumdan konuştuğunu, “terapiste söylediği sözleri aslında karşısında bulunduğunu farz ettiği hangi kişiye  söylediği”  ve bu sözleri söylerken “amacının, ne olduğu hangi çatışmaları yaşadığını”araştırmalıdır.  O halde nesne ilişkileri ekolünde dürtü-savunma ekolünü terk etmez. Aslında ona ilave ettiği esinsel kavrayışlar söz konusudur. Aktarım nevrozu esas olarak hastanın hayatında ilk olarak yer alan sevgi—ve saldırganlık nesnelerine yönelik yaşanan duygu,düşünce ve fantezilerin psikoterapiste aktarılmasıdır.   Psikanalistin dinlediği ve analiz etmek üzere ayrımsadığı meseleler ; sadece bilinç veya bilinçdışının kaba içeriğinden  ibaret olmayıp ,yaşam boyunca ilişki kurulan değişik tabiata sahip nesnelerden ve bu nesnelerle olan  değişik tabiata sahip ilişki tarzlarından (etken-edilgen vb.)  oluşmaktadır.
Nesne ilişkileri ekolünün, psikanalizin Freud’un nevrozlar teorisinden çıkıp,  kişilik bozuklukları analizine  doğru yöneldiği bir dönemde ortaya çıktığı açıktır. Freud zamanında , kişilik bozukluklarına teorik yaklaşım  onun nevroz teorisi ile analiz edilemeyecek ölçüde farklı bir düzlemde bulunmaktaydı.Ancak nesne ilişkileri teorisi bu aralığı kapattı ve kişilik bozukluklarının analiz edilmesine yetecek teorik zemini oluşturdu.Bu bakımdan ego psikolojisinin “zeitgeist” e (zamanın ruhu) uygun olan “verimlilik ve pratikliğe” dayalı anlayışı ile başlattığı değişim; nesne ilişkileri teorisi ve uygulamaları ile nevrozun analizinin ilerisindeki bir noktaya “narsistik ve borderline (sınır)” kişilik bozukluklarının analizine taşınması ile devam etmiştir.
Bu ekolün başlıca temsilcileri Melanie Klein ve Otto Kernberg’dir.

 

 

Yorumlara Kapali;

Copyright © 2011 Antalya Psikoterapi | Psikoterapist | Hipnoz | Psikiyatrist. Tüm hakkı saklıdır.