Neredesiniz :// Aeron Beck in Bilişsel Psikoterapisi // Aeron Beck

Bilişsel Terapi, Beck’in depresyon üzerine araştırmaları sonucu başlamış. Aslında Freud’un ‘öfkenin içe yansıtılması’ ile ilgili çalışmalarının geçerliliğini araştırıyordu. Fakat bunun yerine klinik gözlemlerinde bilişsel süreçteki olumsuz yargıları fark etti. Danışanlarda, sözel olarak ifade etmedikleri birtakım düşünceler olduğunu gördü.  Otomatik düşünceler ile ilgili gözlemlerini Freud’un bilinçaltı kavramıyla karşılaştırdı. Danışanın (özellikle depresyon) kendileriyle bir “iç diyalog” içinde olduklarını gördü. Bilişsel yaklaşım bugün davranışçılıkla birleşerek bilişsel-davranışçı olarak son şeklini almıştır.

Bilişsel Yaklaşımın İlke ve Özellikleri;
• Bilişsel teknik, bilişsel model üzerine kuruludur.

• Sorunun geçmiş kaynakları önemlidir. Ancak geçmiş odaklı değildir. Kısa sürede uzlaşma vardır.
• Bilişsel tekniklerde danışan danışman arasında ortak bir çaba vardır. Danışan ile birlikte bu görüşme yürütülür.

Bilişsel Yaklaşımın İlke ve Özellikleri;
• Bilişsel teknikte anlaşılmayanı anlaşılır duruma getirme önemli olduğu için bilgilendirme çok önemlidir.
• Geleceğe yönelik gerçekçi şemalar oluşturmayı sağlamak amaçlardan birisidir.

Beck’e göre insanın duygusal tepkileri karşılaştığı olayları algılama, tanıma ve yorumlama biçimine bağlıdır.İnsan da dört temel duygu vardır.

a)Üzüntü(keder,elem);Bir yitimin, yenilginin, yoksunluğun algılanması ile ortaya çıkar.Kişinin olumlu beklentilerinin yerine gelmemesi bir yitim ve yenilgidir.Kişi yitim ve yoksunluktan kaçınmak ister.Böylece kişi, kendisi, insanlar ve gelecek hakkında olumsuz senaryolar yazmaya başlar.

b)Sevinç ve coşku; bir kazanç ve sahip olmanın algılanmasıdır.Kişi kazanç duygusunu yaşamak ister.

c)Bunaltı; kişinin incinme,yok edilme tehlikesinin algılanması ile ortaya çıkar ve kaçınmaya yöneltir.

d)Öfke; ise gene böyle bir tehlike algılanışı ile bu tehlikenin ortadan kaldırılmasına yönelten duygusal tepkidir.

1) Şema (schema)
Beck’in kuramına göre psikopatoloji temelde çocukluk çağında edinilen yanlış algılama, değerlendirme ve düşünmeye dayanır. Asıl patoloji kişinin kendisini, dünyasını ve geleceğini yanlış algılaması ve önyargılı biçimde olumsuz değerlendirmesidir.Bu algılama ve değerlendirme biçimi çocukluktan beri yerleşmiş örüntüler olup,Beck bu örüntülere “bilişsel yapı” ya da “şema” adını vermiştir. Çocuklukta edinilen bu şemalar genellikle pek belirgin değildir,sanki uykuda gibidir.Fakat kişi,bu şemaların ilk oluşunda rol oynayan olaylara benzer durumlarla karşılaşınca ,bu şemalar yeniden etkinleşirler.

Örneğin;çocukluğunda anne ya da babasını yitirmiş bir kişi,çok sonradan sevdiği bir kişi ile ilişkisinde düş kırıklığına uğrayınca, çocukluktaki yitim ile ilgili algılamaları ve değerlendirmeleri canlanır, bunlar şimdiki düş kırıklığını algılama-değerlendirme biçimini etkiler.

Şema 2’ye ayrılır:

Pozitif şema : “Övgüyü hak ediyorum”.

Negatif şema : “Hiçbir şeye değmem.”

“Diğer insanlar benden başarılı.”

2) Otomatik Düşünceler :

Kişiye acı veren duyguların algılanmasından hemen önce beliren,fakat danışanın çoğu zaman farkına varmadıkları düşüncelerdir. Bireyin aklına kendiliğinden ve ansızın gelir. Psikolojik rahatsızlıklarda: çarpıtılmış, uç noktada, ve gerçekçi değildir.
Örneğin;oğlunu çok merak eden bir annenin evde yemek pişirirken aklına “nasıl olsa bu akşamda eve gelmeyecek,bu yemeğin anlamı yok ki“ türünden bir otomatik düşünce gelebilir.O zaman çocuklarına ve eşine yemek yapmayı çok seven bu annenin yemek yapma ve yeme isteği,zevki sönebilir,çökkün bir duygu durumu içine girebilir,Fakat bu duygu durumundan hemen önceki otomatik düşüncenin farkında bile olmaya bilir.

OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELERİ TANIMA
“O an aklımdan tam olarak ne geçiyordu?” diyerek otomatik düşünceleri ortaya çıkarabiliriz.
KAYIT TUTMA
Danışma sürecinin ilk aşamalarında otomatik düşüncelerin fark edilmesi ve tanınması danışman yardımıyla olurken daha sonra danışan tuttuğu kayıtlarla bunları tanıma becerileri geliştirir. Kayıt tutmanın önemini danışan kavramalı ve kayıt tutma danışana adım adım anlatılmalı.
KAYIT ÇİZELGESİ ÖRNEĞİ
Kayıt formunda temel olarak duygu, Durum(olay), olumsuz otomatik düşünce, alternatif düşünce ve duygu yer alır. Ayrıca duygunun yoğunluğu, olumsuz otomatik düşünce ve alternatif düşünmeye inanma derecesi kaydedilir.
DUYGUYU TANIMA
Duyguların olumsuz yönde değişimi olumsuz otomatik düşüncelerin varlığını gösteren önemli bir sinyaldir. Uygulamada danışandan bu duyguları kayıt çizelgesine kaydetmesi (üzüntü, suçluluk, öfke gibi) ve bunların yoğunluğunu 0-10 arasında derecelendirmesi istenir.
PROBLEM DURUMU TANIMA
Danışandan bu duygunun oluştuğu durumu açıklaması istenir. Danışana “o sırada ne yapıyordunuz?” (TV seyrediyordum) ve ya “ne düşünüyordunuz” (kayın validemin hafta sonu geleceğini düşünüyordum) soruları işe yön verilebilir.
Olumsuz otomatik düşünceleri tanımada karşılaşılan güçlükler:
1) Danışan düşüncelerini kaydetmekten kaçınabilir: Depresyonda olmak danışanın düşüncelere bakmasını zorlaştırabilir.
2) Olumsuz otomatik düşünce tanımlayamama: Danışan olumsuz otomatik düşünceleri tanımlayamıyorsa danışman “bu durumun sizce anlamı ve önemi ne, size ne ifade ediyor” gibi sorularla yardımcı olabilir.
3) Temel otomatik düşüncelerden kaçırma: Danışanın temel depresif düşünceyi doğru tanımladığından emin olmak çok önemlidir. Danışman “ben böyle düşünseydim acaba bu kadar kötü hisseder miydim” diye sorarak bu konuyu araştırmaya devam edebilir.
4) Düşüncelerden çok açıklamaya yönelik sorular sorma: Danışman bazen doğru bilişlere ulaşmada başarısız olabilir. Bunun nedeni yanlış soru yöneltme olabilir. “niçin” “neden” gibi sorular genelde danışmanı amaca ulaştırmaz. Örneğin: “neden kendinizi üzgün hissettiniz” yerine “O an kafanızdan neler geçiyordu” gibi sorularla amaca daha rahat ulaşılabilir. “ne” ve “nasıl” gibi sorular tercih edilmeli.
5) Alternatif düşünce bulma güçlüğü: Bazı danışanlar alternatif düşünce bulmada güçlük yaşayabilirler.
Örnek: Ders çalışmada güçlük çeken bir danışan alternatif düşünce bulamadığını söylüyor ve danışmanla arasında şu diyalog geçiyor:
Danışman: Alternatif düşünce bulmada nasıl bir zorluk oluyor?
Danışan: Aklıma hiçbir şey gelmiyor.
Danışman: Görüşme sırasında alternatif düşünce bulmada zorlanmıyorsun. Ancak evdeyken farklı düşünceleri bulmada zorlanıyorsun. O sırada ne oluyor acaba?
Danışan: “Alternatif düşünce üretsem ne olacak sanki?” “Farklı düşünsem de duygularım değişmez ki.” gibi şeyler düşünüyorum.
Danışman: Bu tür düşünceler seni nasıl etkiledi?
Danışan: Başka bakış açısı üretmemi önledi.
Danışman: Böylece farklı düşünme olanağı ortadan kalktı. Şimdi ne düşünüyorsun?
Danışan: Önümüzdeki hafta alternatif düşünce sütununu dolduracağım.

Ertesi hafta danışanın getirdiği kayıtlarda alternatif düşünceler üretebildiği gözlenmiştir.

3)Temel İnançlar (core beliefs)

…en merkezde olan düşüncelerimize denir…
Kişinin kendisine ve çevresindekilere yönelik genel katı değerlendirme ve yargılarıdır
“Yetersizim”
“Ben başarısızım.”
Yaşamın erken dönemlerinde oluşur…

Kendimiz, diğerleri, ve dünya….
4) Ara İnançlar (intermediate thoughts)
Kişinin kendisi, yaşantısı ve çevresiyle ile ilgili kural, tutum, beklenti, hüküm ve varsayımlarıdır.
Örnek: “Her şeyi kendim yapmam gerek, yardım istemek zayıflıktır” gibi düşünceler… Genelde -meli, -malı ekleriyle kurduğumuz cümleler bizim ara inançlarımızdır.

temel inançlar

Ara inançlar
(tutum, kurallar, varsayımlar)

Otomatik düşünceler

Bilişsel teoriye göre ruhsal rahatsızlıklar, bu sürecin kısır döngüye dönüşmesi ve belli bir süre devam etmesine bağlıdır. Ruhsal rahatsızlıkların bazılarında sorun otomatik negatif düşüncede değil, ara veya temel inançlar düzeyinde de olabilir. Bu noktada önce otomatik düşüncelerle, daha sonra ara inançlarla ve son olarak da gerekirse temel inançlarla çalışılır.

Bilişsel Çarpıtmalar (cognitive distortions)

İkili Düşünme (dichotomous thinking) :
Eğer bir olay bizim istediğimiz gibi olmazsa, bu kabul edilemez bir şey olur.
“Notum 90’nın üstünde olmalı, yoksa başarısızım demektir.

Seçici Soyutlama (selective abstraction) :
Bir olayın sadece tek bir detayı üzerine yoğunlaşma.

“Arkadaşları tarafından sevilen birey, bir arkadaşıyla sorunu olduğunda : kimse beni sevmiyor demesi”

Keyfi Sonuç Çıkarma (arbitrary inference) :

Herhangi bir kanıt yokken bir sonuca varma.

Bir olayda sonucun, en kötüsü olacağına dair düşünce..

Aşırı Genelleme (overgeneralization):
Tek bir olaydan yola çıkarak genellemeler yapmaktır.

Basketbolda başarısız olan birey : “hiçbir spor dalında başarılı olamayacağım”.

Büyütme & Küçültme (magnification & minimization)
Kötü olayların büyütülmesi, iyi olayların ise küçümsenmesi..
İşe giren bireyin, işin gerektirdiklerini büyütüp, kendi yeteneğini küçümsemesi..
Kişiselleştirme (personalization) :
Bireyin, olayları kendisiyle ilgili görmesi..
“Ben ne zaman dışarı çıksam hep yağmur yağar.”

Felaketleştirme (catastrophizing) :
Birey bir olayı alır, durumu öyle abartır ki, bundan korkar hale gelir..
“Sınıf içinde konuşurken bir hata yapacağım, herkes benim ne kadar saçma konuştuğumu düşünecek, ve bir daha kimse beni dinlemeyecek. “
Olumsuz Bilişe Kayma(Negative Cognitive Shift):
Bireyin kendisi ile ilgili pozitif olayları göz ardı edip, negatif olanlara odaklanması.

“Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”
Olumsuz duygularımızla başa çıkmayı öğrenmek başlangıçta kolay olmayabilir. Çektiğiniz güçlük cesaretinizi kırmasın. Olumsuz düşünceleri yakalamak ve alternatif fikirler üretmek herhangi bir beceri gibidir. Zaman alır. Düzenli bir şekilde alıştırma yaparak alışkanlık haline gelip zamanla hızlanabilir. Unutmayın, temel amaç resmin tamamını görebilmek için çaba sarf etmektir.
Bu amaçla olumsuz düşünce kayıt formundan yararlanabilirsiniz.
TERAPÖTİK SÜREÇ
Başlangıç Seansı
Problemin değerlendirilmesi
İlişkinin geliştirilmesi
Danışanın durumunun kavramlaştırılması
Sürecin devamında…
Danışanın otomatik düşüncelerinin, bilişsel çarpıtmalarının belirlenmesi
Kendi düşünce sürecini öğrenmesi, değiştirme
Seanslar arası ödevler önemli
Sona Erdirme
Danışanın öğrendiklerini daha sonra kullanması….
Bilişsel Terapi ve Amacı
Bireylerin olayları algılamaları, duygular ve davranışlar önemlidir.
Çarpıtılmış düşünceler anlamaya çalışılır.
İşlevsel olmayan düşünceleri değiştirmek için teknikler kullanılır.
Bireyin düşünce sistemine odaklanılır.
Kişilik, şema ve bilişsel yapılarımızla erken yaşlarda oluşan inançlar , varsayımlarla şekilleniyor. Merkezdeki değerlerimiz önemli.Psikolojik rahatsızlıklarda birçok faktör rol oynayabilir.
TEDAVİNİN SÜRESİ
Kişilik bozukluklarının tedavisi dışında tedavi süresi sınırlıdır.
Tek uçlu depresyon için genellikle 15 – 25 seans
Orta – ciddi arası hastalarda başta haftada iki seans 4 – 5 hafta
Daha sonra haftada bire düşürülür ve 10 -15 hafta devam eder.
PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARIN BİLİŞSEL TEDAVİSİ
Özellikle depresyon ve genelleştirilmiş kaygı bozukluğu için detaylı açıklamalar getirilmiştir.
DEPRESYON
Bilişsel Üçleme (Cognitive Triad) :Hastanın kendisi, dünya ve gelecekle ilgili olumsuz düşünceleridir.

OLUMLU YÖNDE ELEŞTİRİLER

Danışana kendi düşünce sistemini test etmesini öğretmesi

Danışana aşamalı bir şekilde değişmeyi öğretmesi

Teorinin ve terapi süreçlerinin bilimsel olarak test edilmesi

Danışanın düşünceleriyle ilgilenilmesi

Olumsuzluk, depresif üçleme, evrensellik ile ilgili kanıtlar bulunmuş..

SINIRLILIKLARI

Her hastaya göre değildir.

Bipolar ya da şizofreni gibi psikozlarda en iyi tedavi değildir.

Yeterli hafıza işlevleri olan, gerçek yaşantıyı algılayabilen bireylerde en iyi sonucu vermektedir.
Örneğin halüsilasyon gören bir hastada uygulanmamaktadır…

 

 

Yorumlara Kapali;

Copyright © 2011 Antalya Psikoterapi | Psikoterapist | Hipnoz | Psikiyatrist. Tüm hakkı saklıdır.